GÖNÜL DERSLERİ / Mehmet AKDEMİR

 

 73. Sayı

   Çanakkale'de Bir Demet

 

Çok kıymetli muhterem okurlar! Malumunuz 18 Mart Pazar günü Çanakkale şehitlerimizi anma ve kurtuluş günü. Aradan sadece 97 sene geçmiş. Büyük bir ordu, gençlik vatan için, bayrak için, din için o sınırlarda kanlarını toprakla özümsetmişler. Hani Mehmet Akif der ya;

"Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı

Düşün altında binlerce kefensiz yatanı,

Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı.

Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı.”

Çanakkale öyle bir yer ki bastığın yerde şehit olması muhakkak. Hatta oradaki rehberlerin söylemesine göre metre kareye 2 şehit düşüyor.

İşte aziz kardeşlerim o gün ezanlar susmasın, Allah’ın hükümleri kaybolmasın, din ayaklar altında çiğnenmesin diye Annemin, bacımın, teyze, halamın eline namahrem eli değmesin diye akıl ve hayalin olmadığı fedakârlıkla Çanakkale’yi geçilmez yapan dedelerim bir kalksa, Ezineli Yahya Çavuşlar, Seyit Onbaşılar, Kınalı Hasanlar, Yarbay Hasanlar kalksa her tarafından yaralar almış şehadet şerbetini hala niçin içemedim diye hayıflanan genç şehitlerimiz ve binlercesi.

Evet bunlar bir kalksa bize gençliğimize okullara, üniversitelere bir baksalar acaba onlar bizi tanır mı veya biz onları tanır mıyız? Yoksa aziz dedem Çanakkale geçilmiş diye bizimle mi savaşmaya kalkardı? Ne acı değil mi aradan sadece 97 sene geçtiği halde aramızda uçurumlar olmuş.

Biz burada Çanakkale’yi yâd ettiğimiz gibi Japonlarda her sene Hiroşima için bir kutlama düzenlerler. Türkiye’den de bir heyet sizlerin acısını bizde hissediyoruz paylaşıyoruz dercesine kutlamaya katılmışlar. Japonlar kendilerine şöyle demişler; “Sizler bizi ne yapacaksınız? Sizin Çanakkale gibi mükemmel, anlatılmaz, unutulmaz destanınız var. Siz ona sahip çıkın demişler.”

Çanakkale’ye giden kardeşler bilirler Çanakkale’de ne kalmış? Şöyle anlatayım ki savaştan sonra 1915’ten 1953’e kadar oraya giriş ve çıkışlar yasaklanır. Niçin? O ruh anlaşılmasın, o büyük destan karanlıkta gömülsün diye bu arada savaş sonrası kalan takım ve edevatlar, savaş malzemeleri hali üzere terk edilir. Hatta oranın köylüleri o malzemeleri hurda olarak satarak senelerce geçimlerini onlarla sağlarlar. Şehit dedelerimize ziyarete gittiğimizde burası temsili mezarlarıdır. Şurada savaşmışlardır denir. (Orası neresi bilinmez) asıl mezarı neresidir Allah bilir.

Belki de temsili mezara baktığımda dedemin nur yüzüne basıyorumdur. Ne benim haberim var ne de gidenlerin haberi var. Yine Çanakkale’yi düşündüğümde o zaman ki ızdırap sıkıntı ve çilelere mi üzülelim yoksa bugün böyle büyük bir destanın yok edilmesine mi üzülelim. O yüzden yerin de görmek lazım. Kısa öz olarak şu konuya da değinelim. Malumunuz Çanakkale’de görünüşte üç ülke İngilizler, Ruslar, Fransızlar. Lakin arkasında 37 ülke Osmanlıyı, ecdadı, dini silmek için tüm güçleriyle seferber oldular yani senin cennet vatan Türkiye’ni silmeye gelmişler iken bugün ne oldu biz batı hayranı olduk, onların modasına uyduk, gençliğimiz onların peşine takıldı.

Vallahi kimin arkasından gittiğimizi anlasak kendimizden kaçarız. Dün bizleri yemek için dişlerini bileyenleri sanma ki bugün karınları toktur. Dün namusun da gözü olanları bugün gözleri kapalı zannetme.

Selam ve Dua ile...

 

Yazara Mail GönderYazdırBaşa Dön