TARİHTE BU AY   /   Selman ÖZKAN

 73. Sayı

 

  İlklerin Sahibi Son Muhacir Sahabi, Sad Bin Ebi Vakkas (r.a.)

 

İslamiyet’in ilk yıllarında Müslümanlar, müşriklerden çok eza ve cefa görüyorlardı. İbadetlerini rahatça yapamıyorlardı. Bir gün Hz Sa’d ile birkaç sahabe bir vadide namaz kılmakta idiler. Bu sırada, müşriklerin azılılarından bazıları, kendileriyle alay etmeye ve hakaret etmeye başladılar.

Sad bin Ebi Vakkas (r.a) bunların üzerine yürüdü. Eline geçirdiği bir deve kemiği ile müşriklerin elebaşlarının kafasını yardı. Böylece, “Allah yolunda, ilk müşrik kanı döken sahabe” unvanını kazandı.

Uhud savaşında çok kahramanlıklar gösterdi. Peygamber Efendimizin yanından hiç ayrılmadı. Sad bin Ebi Vakkas (r.a), ayrıca “Allah yolunda ilk ok atan sahabe”dir. Okçuların yani kemankeşlerin reisidir. Uhud harbinde, binden fazla ok attı. Peygamber Efendimizin büyük iltifatlarına mazhar oldu. O ok atarken, Peygamber Efendimiz buyururdu ki; “At ya Sad!” Ayrıca onun için şöyle buyurmuştur; “İlahi, bu senin okundur. Onun atışını doğrult! Allah’ım, sana dua ettiğinde de Sad’ın duasını kabul eyle!”

Sad bin Ebi Vakkas (r.a) Veda haccından sonra Mekke’de hastalandı. Kendisini ziyarete gelen Efendimize dedi ki;

-“Ya Resulüllah! Siz Medine’ye döneceksiniz. Ben burada ölürsem, dostlarımdan ayrı kalacağım.” Peygamber Efendimiz Medine’ye beraber döneceklerini işaret ederek buyurdu ki;

-“Hayır! Sen bizden geri kalmazsın! Umarım, sen uzun zaman yaşayacaksın. Öyle ki, senden bir takım kavimler faydalanacak, bir takımda mahrum kalacaktır.” Peygamber Efendimiz sonrada şöyle dua ettiler;

-“Ya Rabbi! Ashabımın hicretini tamamla.” Bunun üzerine Hz Sad şifa bulup Medine’ye döndü.

Uhud savaşında bir ara müşrikler Uhud dağına tırmanmaya başlayınca, Resulüllah Efendimiz, yanında bulunan Hz Sad’a buyurdu ki;

-“Onları geri çevir!” Hz Sad dedi ki;

-“Ya Resulüllah! Yanımda bir tek okum kaldı. Onları nasıl geri çevireyim?” Peygamber Efendimiz emrini üç kere tekrarladı. Bundan sonra Hz Sad şöyle anlatır; “Çantamda kalan bir oku aldım. Müşriklerden birine atıp öldürdüm. Sonra ok çantama el attığımda bir ok buldum. Baktığımda az önce attığım oktu. Onu tekrar atıp başka birini öldürdüm. Sonra bir daha baktığımda yine aynı oku buldum. Onu da atıp yine birini öldürdüm. Birkaç defa aynı şekilde oku attım. Bu durumu gören müşrikler, tırmanmaktan vazgeçerek geri döndüler.”

Sad bin Ebi Vakkas (r.a), Hz Ömer zamanında Hevazin bölgesine zekât toplamak için gönderilmişti. Bu sırada İran taraflarında ki olaylar büyüyünce, hem bu olayları önlemek, hem de düşmana bir ders vermek için Hz Ömer, Sad bin Ebi Vakkas (r.a)’ı Medine’ye çağırdı. Onu, İslam ordusuna başkumandan tayin etti. İslam ordusu, Fırat nehrinin bir kolu olan atik nehrinin, kadsiye denilen yerinde bir karargâh kurdu. Harpden önce İran’ın baş şehri Medayine elçiler gönderildi. İran kisrası Yezid Cürd ile görüştüler. Ona dediler ki;

-“Ya Müslüman olursunuz, ya da cizye verirsiniz veya harp edersiziniz!” İran kisrası buna sinirlenerek dedi ki;

-“Eğer benden elçi öldüren bir melik olsaydı ben ikincisi olup, sizi öldürürdüm!” Bundan sonra bir miktar toprak getirterek, sözlerine şöyle devam etti;

-“Bende sizin için başka şey yok. En büyüğünüz kimse, bunu yükleyip reisinize götürsün ve biliniz ki, hepinizi kadsiye hendeğine gömmek için kumandanım Rüstem’i göndermek üzereyim.” Bunun üzerine, elçiler arasında Asım bin Amr kalkıp toprağı yüklendi, dışarı çıktılar. Hz Sad’ın yanına dönüp dediler ki;

-“Ya Sad, müjde! Allah-ü Teâla onların toprağını bize verdi.” Ashabı kiram, verilen bu bir parça toprağın daha sonra İran toprağının tamamının verileceğine dair Allah-ü Teâlâ’nın bir müjdesi olduğuna inandılar.

Hz Sad’ın elçilerinin teklifini reddeden Kisra’nın ordusu da, atik nehri kıyısına gelip karargâh kurdu. 120 bin kişi olan İran ordusunun 30 bini zırhlı ve birbirlerinden ayrılmaması için de zincirle bağlı idiler. Ayrıca İran ordusunun ön saflarına da filler yerleştirilmişti. İslam ordusu ise 34 bin kişi idi. Hz Sad, yine elçi göndererek;

-“Size üç gün müsaade. Bu üçgün içinde ya Müslüman olursunuz, ya cizye verirsiniz veya cenge hazır olursunuz” diye bildirdi. Onlar üç gün içinde, bu şartları kabul etmediler. Dördüncü gün harp başladı. İslam askerleri, bildirilen emirle düşmana hücum ettiler. İlk gün şiddetli çarpışmalar oldu. Sonra ki günlerde İslam ordusu uyguladıkları dâhiyane taktiklerle İran ordusunu bozguna uğrattılar. Önce İran ordusu komutanları öldürüldü. Rüstem öldürülünce ordu dağıldı. Kaçışmaya başladılar. Kaçmaya çalışanların çoğuda nehre düşerek boğuldu, kalanlar da esir edildi. Bu savaşta Müslümanlar 2.000 şehit verdi. İranlıların tamamına yakını öldürüldü. Böylece, Müslümanlar büyük bir zafer kazandılar. Daha sonra Hz Ömer’in emriyle Sasani devletinin başşehri ve İran kisrasının bulunduğu Medayin şehrine hareket edildi. İslam askerinin Medayine hareket ettiğini, İran kisrası Yezid Cürd duyunca, korkudan şehri terk etti. İslam ordusu Medayin şehrine kolayca girerek burayı fethetti. Hz Sad hayatının sonlarına doğru Medayine yakın akik denilen yerde hastalandı ve orada 675 yılında vefat etti.

Yazara Mail GönderYazdırBaşa Dön