İMAM-I RABBANİ HZ.'LERİNDEN İNCİLER   /   M.Ali ŞEKER

 73. Sayı

 

165. Mektup

 

Bu mektup, Nakîb, Seyyid, Ferit Efendi’ye hitaben yazılmıştır. İslâmiyetin sâhibi Muhammed (s.a.v)’e uyanları övmekte ve O’nun getirdiği dine uymak istemeyenleri sevmemek, onları düşman bilmek lazım olduğu bildirilmektedir.

Allah-u Teâlâ sizi, Kureyş kabîlesinden ve Hâşimî soyundan olan, ümmî ve şerefli Peygamber Muhammed aleyhisselâm’ın soyundan yapmakla şereflendirdiği gibi manevî mîrâsına da kavuşmakla şereflendirsin! Bu duaya âmîn diyen kullarını da, kıyâmette rahmetiyle muamele eylesin! Âmîn!

Resulüllah’ın soyundan olan, o büyük Peygamberin mahlukat alemindeki mallarına vâris olur. Manevî mîrâs ise, Âlem-i emirdeki şeylere kavuşmaktır. Onlar da, îmân, ma'rifet, rüşt gibi nimetlerdir. Âlem-i halkdan olup görünen nimetlere şükretmek, ma'nevî mîrâsa kavuşmakla olur. Manevî mîrâsa kavuşmak ise, o yüce Peygambere tam uymakla olabilir. Bunun için, Ona tâbi olmağa çalışınız! Onun emirlerine sarılınız ve yasaklarından kaçınınız!

Muhammed aleyhissalâtü vesselâm’a tam ve kusursuz tâbi olabilmek için, O’nu tam ve kusursuz sevmek lazımdır. Tam ve olgun sevginin alâmeti de, Onun düşmanlarını düşman bilmektir. İslâmiyeti beğenmeyenleri sevmemektir. Muhabbete (Müdâhene), yanî gevşeklik sığmaz. Âşıklar, sevgililerinin dîvânesi olup, onlara aykırı bir şey yapamaz. Aykırı gidenlerle uyuşamaz. İki zıt şeyin muhabbeti bir kalpte, bir arada yerleşemez. İki zıttın bir araya gelmesi muhâldir. İki zıttan birini sevmek, diğerine düşmânlığı gerektirir. İşi elden kaçırmadan, iyi düşünmelidir. Elden gitmiş olanları da kurtarılabilir. Yarın iş elden çıkınca, pişmânlıktan başka bir şey ele geçmez. Fârsça beyit tercemesi:

Ortalık aydınlanınca olur belli,
Herkesin geceyi, kimle geçirdiği!

Bu dünya malları, mülkleri geçicidir ve aldatıcıdır. Bugün senin ise, yarın başkasınındır. Âhirette ele girecekler ise sonsuzdur ve dünyâda iken kazanılır. Bu birkaç günlük hayat, eğer dünyâ ve âhiretin en kıymetli insanı olan, Muhammed aleyhisselâm’a tâbi olarak geçirilirse sonsuz kurtuluş umulur. Yoksa O’na tâbi olmadıkça, her şey hiç hükmündedir. O’na uymadıkça, her yapılan hayır, iyilik burada kalır, âhirette ele bir şey geçmez. Fârsça beyit tercemesi:

Muhammed (“aleyhisselâm”, yüzü suyudur cihânın,
Kapısının toprağı olmayan toprak altında kalsın!

Resûlullah’a uymak şerefine kavuşmak için, dünyada olan her şeyden yüz çevirmek lâzım olmaz. Böyle yapmak çok zor olur. Eğer, farz olan zekât verilirse dünyâ mallarının hepsi terk edilmiş demek olur. Böylece insan dünyânın zararından kurtulmuş olur. Çünkü bir malın zekâtı verilince o mal zarardan kurtulur. Demek ki, dünyâ malını zarardan korumak için ilâç o malın zekâtını vermektir. Malın hepsini Allah yolunda vermek, elbette dahâ iyi ve fâideli ise de, zekâtını ayırıp yerine vermek de, bu işi görmektedir. Fârsça beyit tercemesi:

Gökler, Arşa göre elbet alçaktır,
Fakat yeryüzünden pek çok yüksektir.

Demek ki aklı olan, her işini islâmiyete uygun yapmak için çok çalışmalıdır. Âlimler, sâlihler gibi, islâm adamlarının kıymetlerini bilmeli, onlara saygı göstermeli, edepli davranmalıdır. İslâmiyetin yayılması için elinden geleni yapmalıdır. Nefislerinin istekleri ardı sıra koşanları, bid'at sâhiplerini adam yerine koymamalı, onları kıymetsiz, değersiz tutmalıdır. Bid'at sâhibine kıymet veren, islâmiyeti yıkmağa yardım etmiş olur. Allah-u Teâlâ’nın düşmanı ve O’nun Resulü’nün düşmanı olan kâfirleri, kendine düşman bilmelidir. İslâm düşmanlarını aşağı tutmalı, kıymetsiz, rezil olmaları için uğraşmalıdır. O alçaklara hiçbir zaman ve hiçbir yerde saygı göstermemelidir. Onlarla görüşmemeli, hiç buluşmamalıdır. O düşmanlara hep sert davranmalı, elden geldiği kadar, yüzlerini görmemeli, işe karıştırmamalıdır. Onlara bir iş düşerse, onlarsız olamayacak ise, abdesthâneye gider gibi, istemeyerek ve üzülerek iş bitinceye kadar, yardımları istenebilir. O yüce Ceddiniz’in (s.a.v) sevgisine kavuşturan kurtuluş yolu işte budur. Eğer bu yoldan ilerlenmezse, o yüksek makama kavuşmak pek zor olur. Bize yazıklar olsun! Arapça beyit tercemesi:

Sevgiliye kavuşmak ele geçer mi acaba?
Yüksek dağlar ve korkunç tehlikeler var arada!

Daha çok yazarak sizi usandırmak istemiyorum. Fârsça beyit tercemesi:

Az söyledim sana, incitmekten sakındım,
Sözüm çok ise de, anlatmaktan sıkıldım.

 

MEKTUPTAN ALABİLECEĞİMİZ DERSLER:

Sülale-i tahireden olmak büyük bir şereftir.

Efendimize asıl mirasçı olmak O’nun yolundan gitmekle mümkündür.

O’na tabi olmanın olmazsa olmazı O’nu ve getirdiği dini sevmeyenleri sevmemektir.

Gerçek akıl sahipleri O’na tabi olmak için dünyevi her şeyden yüz çevirirler.

İslam ve Peygamber düşmanlarını her platformda küçük düşürmeliyiz.

 

 

Yazara Mail GönderYazdırBaşa Dön